Zehirleniyoruz

Zehirleniyoruz? Aspartam, Çay, Kahve, Kola, Fanta Alkol ve Bira ile, Bira ayrıca Kısırlaştırır. Şimdi bunları ele alalım:

1-) tonik Meşrubat içindeki ‘Aspartam’ maddesiyle zehirleniyoruz:

Türkce sakarin veya tonik (diet) şekeri olarak tanınmakta ve şeker hastaları genelikle şeker yerine kulanmaktadır.Fakat buna ilavetten 100′e yakın yiyecek ve içecekte tatlandırıcı olarak kulanılmaktadı ve bunların başında Kola ve Pepsi gelir.Kola kutularının üzerindeki “soğuk içiniz” yazısı lezzet için yazılmamığı. Aşağıda tonik Kola hakkında bir yazı var. Olay ABD’de geçiyor. Ancak bildiğiniz gibi Türkiye’de de birçok kişi tonik Pepsi ve tonik Coca Cola içiyor. Siz de içiyorsanız okuduktan sonra fikrinizi değiştireceğinizden eminim. “2001 yılı Ekim ayında kız kardeşim (Dr. Roberts’in kızkardeşi geniş bilgi için: http://www.aspartame.com/ ) çok hastalandı. Mide spazmları vardı, dolaşmakta zorlanıyordu, yürümek ise başlı başına bir sorundu. Sadece yataktan kalkması bile onu tüketiyordu, o kadar çok ağrısı vardı.

2002 yılı Mart ayında biyopsiler alindi ve 24 değişik ilaç almaya başladı. Doktorlar kendisinde ne olduğunu bulamıyorlardı. O kadar çok ağrısı vardı ve o kadar Hastaydı ki, ölmekte olduğunu biliyordu. Hazırlığa başladı. Evini, banka hesaplarını, yaşam sigortasını ve diğer şeylerini en büyük kızının adına kaydettirdi ve küçük çocuklarının en büyük kızı ile birlikte olmalarını sağladı..Son bir keyif yasamak istiyordu, böylece 22 Mart günü (tekerlekli iskemlede olmak kaydıyla) Florida’ya gitmeyi planladı. 19 Mart günü testlerinin nasıl geçtiğini öğrenmek için kendisini aradım. Testlerde bir şey bulunamadığını, ama kendisinde MS (multiple skleroz) olduğunu düşündüklerini, söyledi. Çok şaşırdım, sonra bir arkadaşımın bana e-mail olarak gönderdiği bir yazıyı hatırladım ve ona sordum:

“tonik içecekler içiyor musun?” “Evet” dedi, o anda da bir tanesini açıp içmek üzere olduğunu söyledi, açmamasını ve tonik meşrubat içmemesini söyledim, bahsettiğim yazıyı e-mail ile kendisine gönderdim. Telefon konuşmamızdan 32 saat sonra beni aradı, tonik meşrubat içmeyi bıraktığını ve yürüyebildiğini, merdiven çıkabildiğini ve adale spazmlarının kaybolduğunu söyledi. İyileşmemişti ama kendisini kesinlikle çok daha iyi hissediyordu. Makaleyi doktorlarına göstereceğini ve eve dönünce beni arayacağını söyledi. Beni aradı, doktoru çok etkilenmişti ve diğer MS hastalarını arayarak suni tatlandırıcı (Aspartam) kullanıp kullanmadıklarını soracağını söylemişti. Bir kabuğun içinde tonik meşrubat içindeki ‘aspartam’ maddesiyle zehirleniyordu ve yavaş yavaş ölüyordu. 22 Mart Florida’ya giderken tek bir hap almıştı -bu da zehirlenmeye karşı olan haptı- iyileşme yolundaydı ve yürüyebiliyordu!!! Tekerlekli iskemle olmaksızın!!! Bu makale hayatini kurtarmıştı.

Hayat kurtaran makale:
Etikette “ŞEKERSİZ” yaziyorsa ASLA KULLANMAYI DÜSÜNMEYİN Bİ?LE!!
NutraSweet’, ‘equal’ ve ‘Spoonful’ markaları ile pazarlanan “ASPARTAM” hakkında DÜNYA ÇEVRE KONFERANSI’NDA birkaç gün konuşma yaptım. EPA’ya yönelik bir yazıda 2001 yılında Birle?ik Amerika’da multiple sclerosis ve sistemik lupus salgını olduğu, hangi zehrin bunun yaygın hale gelmesine neden olduğunun anlaşılamadığı belirtilmişti. Ben ayağa kalktım ve tam bu konuda bilgi vermek istediğimi söyledim. Aspartam’in neden bu kadar tehlikeli oldu?unu açıklayayım: Bu suni tatlandırıcının ısısı 86ºF (30ºC. 1 Fahrenheit 1.8 Santigrat derece. 32ºF = 0ºC).seviyesine ulaşınca, içindeki metil alkol, formaldehite, sonra da formik aside dönüşüyor, bu da metabolik asidosise yol açıyor.

Metanol
Metanol zehirlemesi diğer koşulları açısından multiple sklerosise benziyor. Doktorlar insanlara yanlışlıkla multiple sklerosis teşhisi koyuyor. MS ölüme yol açmazken metanol zehirlemesi öldürücü oluyor! (Şişelerde, kutularda “soğuk içiniz” yazılıdır. Devamı şöyle olmalı idi: “soğuk içmezseniz zehirlenirsiniz.”) Sistemik lupus da neredeyse en az multiple sklerosis kadar yaygın hale geldi, özellikle Diet Coke (Coke, Coca Cola’nın tescil edilmiş ikinci adidir) ve Diet Pepsi içenler arasında! Kurban genellikle suçlunun aspartam olduğunu bilmiyor. Kullanmaya devam ediyor, lupus da artık yaşamı tehdit edecek düzeye ulaşıyor. tonik içecekleri bıraktıktan sonra sistemik lupus hastalarının asistematik hale geldiklerini gördük.

Aspartam hastası
Multiple sklerosis
teşhisi konan hastalarda (aslında bunlar metanol zehirlenmesi hastaları idi) semptomlari çoğu kayboldu. Görüş yeteneğinin geri kazanıldığı ve işitme duyusunun önemli ölçüde iyileştiğini gördük. Bu tinnitus vakalarında da geçerli idi. Bir konuşmamda “Aspartam kullanıyorsanız (NutraSweet, Equal, Spoonful vs.) ve fibromalji, spazmlar, ani ağrılar, bacaklarınızda uyuşma, kramp, vertigo, bulantı, bas ağrıları, tinnitus, eklem ağrısı, depresyon, endişe atakları, bozulan konuşma, bulanık görüş veya hafıza kaybı semptomlarından şikayetçiyseniz muhtemelen aspartam hastasısınızdır. konuşma arasında ayağa kalkan kişiler “Bu semptomlardan bazıları bende de var. Bundan kurtulmak mümkün mü?” diye sordular. Evet!

Diet Coke ve Diet Pepsi:
tonik meşrubat içmezseniz ve gıda etiketlerinde yazılı aspartam kelimesine dikkat ederseniz, evet! Çok ciddi bir sorunla karşı karşıayız. Bir yabancı Bay Espisto’ya (konuşmacılarımdan biri) ve bana geldi ve “Neden bu kadar çok insanin MS derdi olduğunu bana söyleyebilir misiniz?” dedi. Bir hastaneye yaptığımız ziyaret esnasında bir hemşire ağır Diet Coke bağımlısı olan altı arkadaşının tümünde MS sorunu olduğunu söylemişti. Bu tesadüfün ötesinde bir durumdu! Diet Coke ve Diet Pepsi vs. DİYET KOLA BİR DİYET ÜRÜNÜ DEĞİLDİR! Kongre Raporuna göre karbonhidrat birikimine neden oluyor ve sizi şişmanlatıyor. Formaldehit yağ hücrelerinde depolanıyor, özellikle kalça ve basenlerde birikiyor. Dr.Roberts, bir kez bu ürünleri bırakınca ekstra spor vs yapmaksızın deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden hastası olduğunu belirtiyor.

Aspartam:
Aspartam özellikle şeker hastaları için tehlikeli. Hastalarında retinopati olduğunu düşünen hekimlerle konuştuk, aslında hastalarındaki semptomlarin nedeni aspartamdı. Aspartam kan sekerinin kontrolden çıkmasına yol açıyor. Bu nedenle seker hastası proteinde bulunan diğer amino asitler olmadan aspartik asit ve fenilalanin maddelerinin nörotoksik hale gelmesi nedeniyle hafıza kaybından şikayet ediyor.Aspartik asit ve fenilalanin kan beyin bariyerini aşıyor ve beyin nötronlarını harap ediyor, şeker hastalarında (seker hastası olmayan hastalarda da) çeşitli tipte beyin hasarı, nöbet hali, depresyon, manik depresyon, panik ataklar, öfke ve şiddete neden oluyor. (Körfez Savaşı’nda savaşan kadın ve erkeklerin tükettikleri binlerce Diet Coke ve Diet Pepsi içinde bulunan aspartam iyi bilinen Körfez Savaşı Sendromu’nun nedeni olabilir) (Bu birinci Irak Savaşı.)

Dr. Roberts:
Dr. Roberts doğum arızalarına yani gebe kalma ve ilk gebelik döneminde tüketilmesi halinde zeka geriliğine neden olabildiği konusunda uyarıyor. Çocuklar özellikle nörolojik bozukluklar açısından büyük risk taşıyorlar ve NutraSweet (yapay tatlandırıcı) kullanmamaları gerekiyor. NutraSweet’e bağlı olarak çocuklarda görülen nöbet hali ve diğer bozukluklara ilişkin çeşitli vaka bildirebilirim. Maalesef anneleri çocuklarındaki bozukluğun aspartama bağlı olduğu konusunda ikna etmek her zaman kolay olmuyor. Ancak deneme-yanılma metodu ile diğer anneleri çocuklarının sağlığını ellerinde tuttukları konusunda uyarabiliyor.

Şeker metabolizması:
Şeker metabolizmasına (ki şeker hastaları için ideal) yardımcı olan ve SUNI TATLANDIRICI OLMAYAN tatlı bir bitki olan Stevia FDA tarafından onaylanan bir tonik ürünüdür. MONSANTO’ya bağlı olduklarından FDA yıllarca bu tatlı gıdayı göz ardı etti. Bu konuda mevcut literatür: EXCITOTOXINS: THE TASTE THAT KILLS (Öldüren Tat) ? Dr. Russell Blayblock (Health Press)1-800-643-2665 ve DEFENCE AGAINST ALZHEIMER’S DISEASE (Alzheimer Hastalığına karşı Savunma ? Dr.. H. J.Roberts. Dr. Roberts ayni zamanda bir diyabet uzmanıdır.

American College of Physicians Konferansı:
Bu iki hekim aspartamın öldürücü etkisini gösteren vakaların yer aldığı bir çalışmayı Internette yayınlayacaklar. American College of Physicians Konferansı‘na göre “bu ölümcül zehrin neden olduğu nörolojik hastalıklar salgınından bahsediyoruz.” Sorun bu: aspartamın 100 farklı üründe bulunduğuna dair Kongre tezleri mevcut. İlk tezden sonra peş peşe iki tez sunuldu, ana bir faydası olmadı. Hiçbir şey yapılmadı.

İlaç ve kimyasal madde:
İlaç ve kimyasal madde lobilerinin cepleri çok dolu. Bu madde halen be? binden fazla üründe bulunuyor ve HASTALAR TÜKENİYOR!! aspartamın yaratıcısı olan MONSANTO’nun bunun ne kadar öldürücü olduğunu bildiğinden eminim. Birçok kurulusun yani sıra Amerikan Diyabet Derneği, Amerikan toniketik Derneği, Amerikan Tip Fakültesi Konferansı’na fon sağlıyorlar. Bu New York Times gazetesinde yayınlandı, ama bir faydası olmadı. Bu dernekler herhangi bir katkı maddesini tenkit edemiyorlar veya MONSANTO ile bağlantılarını açıklayamıyorlar çünkü gıda sanayinden para alıyorlar ve ürünlerini desteklemek zorundalar.

Aspartam’ın tehlikeleri:
Senatör Howard Hetzenbaum tüm bebek, hamileler ve çocukları ‘aspartam’ın tehlikeleri hakkında uyaran bir yazı yazdı. Bu yazıda toplumda mevcut sorunlar (nöbet hali, beyin kimyasında meydana gelen değişiklikler, nörolojik ve davranış bozuklukları; semptomlar) hakkında yapılan bağımsız çalışmalar da yer alıyordu. Bu yazı güçlü ilaç ve kimya lobileri tarafından yok edildi, böylece herhangi bir şüphe taşımayan insanlar hastalık ve ölüm karşısında çaresiz kaldılar. Bize bu güzel bilgileri ABD’den gönderen Lale Hanıma teşekkürler.

2-) ~~~~ Cola ~~~~:

Bu deneyi evinizde yapabilirsiniz, ancak
çocuklarınıza okuyun ki gerekli
önlemleri birlikte alın.

Sağlıcakla kalın…

Coca Cola ve Faydaları!!!

Büyük olasılıkla az sonra okuyacağınız bir çok şeyi
siz zaten daha önceden biliyordunuz (!)
ya da bilmeyenler “hadi canım, saçmalık ”
diyeceklerdir.

Eğer öyle olduğunu düşünüyorsanız, burada
anlatılanlara inanmadıysanız denemesi bir cola
parasıdır.

Yani bir kutu Coca Cola veya Pepsi yeterli

Gelelim COCA COLA ve PEPSİ ile ne gibi pratik işler yapabileceğinize:
TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN:

Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok edecektir.

KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN :
Arabanın tamponunu Coca Cola”ya batırılmış bir sigara paketinin içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz.
Tertemiz olacaktır.

AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN :
Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün çapak yok olsun.

PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN :

Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı cıvatayı uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek ve çıkacaktır.

ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN :

Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın, deterjanı ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca-cola yağ lekelerinin yok olmasına yardım
edecektir.
Ayrıca araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılması en iyi madde
COCA COLA + PEPSI ”dir.

Haa… isterseniz bu çok kuvvetli temizleyicinin geriye kalanını içersiniz. Bakin bu da bir fayda.

Fayda ise eğer???

Peki nedir bu Cola”nin bu kadar etkileyici
temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi?
Coca-Cola ve Pepsi”nin ortalama pH değeri 3.4 dür.

Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek için
yeterlidir.

Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi budur.
Aslına bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz.
Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için
uğraştığımız KARBONDİOKSİT…!

2001 yılında Delhi Üniversitesinde “kim daha fazla Coca-Cola içecek” diye bir yarışma yapıldığında, sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur . Neden öldü? Çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.

Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe Coca Cola”nin içine koyun ve 10 gün sonra bakın… Diş 10 günde büyük oranda erir. Halbuki dişler ve kemikler
ölümden sonra bile en fazla dayanabilen
organlarımızdır …

Bir şişe kola içerek midenize ve dişlerinize ve bağırsaklarınıza ne yaptığınızı bir düşünün…

Peki bunları niye yazdık ve niye herkes okusun istiyoruz?
Bu Coca-Cola ve Pepsi ile ilgili gönderilen
yazı; genç bir grubun ortak platformlarda aldıkları bir kararın ürünüdür.
Bu yazı İnternet üzerinden gönderilerek yayılması amaçlanmıştır.

Zaten onlar da büyük kartellerden boyalı medyadan ya da yaz eylemcisi kimi sivil toplum örgütlerinden destek beklemiyorlar.

Yoksa bu tiplere yaptıkları parasal desteği ya da promosyon adı altında verilen “sus” paylarını vermezler.

Bu kadar zararlı bir içecek nasıl olurda bu kadar bilinçsizce tüketilebilir ve biri Amerikan firması olmak üzere bu şirketler bu kadar kar elde edebilir?
İşte bu bilinçsizliği önlemek için çevrenize, sevdiklerinize ve özellikle çocuklarınıza bunları anlatın.

Belki bu kampanya fazla bir ses getirmeyecek olabilir.
Ama ne kadar kişiye ulaşırsa o kadar büyük etki yapacaktır.

Destek olmak için yapmanız gereken tek şey; bu yazıyı olabildiğince fazla kişiye ulaştırmak, anlatmak…

vesselam

Katki Maddeleri:

mademki Cola’dan açıldı laf, iş katkı maddeleriyle devam eder aslında;

PIYASADA SATILAN HAZIR GIDA MADDELERI ÜLKEMIZDE INSAN SAGLIGINI CIDDI BIÇIMDE ETKILEYECEK DERECEDE KATKI MADDELERI IÇERMEKTEDIR. ANCAK BU MADDELER, TÜM ÇABALARA RAGMEN MEDYA ARACILIGI ILE ILAN EDILMEMEKTEDIR. GÜNÜMÜZDE GIDA SEKTÖRÜ BÜYÜK BIR TRÖST HALINI ALMISTIR. ÖRNEGIN, HIÇBIR YAYIN ORGANINDA COCA COLA’NIN ZARARLI OLDUGUNU GÖREMEZSINIZ. ANCAK BIZ TÜKETICILER, AILE FERTLERIMIZI, ÇEVREDEKI ARKADASLARIMIZI HABERDAR EDEREK
BILINÇLENDIREBILIRIZ. SON YILLARDA KANSER VAKALARININ NEDEN DEVAMLI ARTIS GÖSTERDIGINI HIÇ DÜSÜNDÜNÜZ MÜ? SIZ
ÇOCUGUNUZUN KANSEROJEN MADDE IÇEREN GIDA ALMASINI ISTER MISINIZ? PEKI, NIYE EVINIZE KETÇAP ALIYORSUNUZ?
SIZLERE ASAGIDA SUNDUGUMUZ TABLO, ALACAGINIZ HAZIR GIDA MADDELERINDEKI KATKILARLA ILGILI BILGI VERMEKTEDIR.
SIZIN SAGLINIZ IÇIN: LÜTFEN HER HANGI BIR GIDA MADDESINI SATIN ALMADAN ÖNCE AMBALAJIN ÜZERINI DIKKATLE INCELEYIP KATKI MADDELERINI BELIRLEYINIZ.
ZARARSIZ KATKILAR
E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126, 130, 132, 140,
151,152,160,161, 162, 163, 170, 174,175, 180, 181, 200, 201, 202, 203,
203, 236, 237, 238, 260, 261, 262, 263, 270, 280, 281, 282, 290, 300,
301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 322, 325, 326, 327, 331, 332,
333, 334, 336, 337, 382, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 408, 410,
411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475, 480
SÜPHELI KATKILAR
E125, 41, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605 E220, 221, 222, 223, 224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466, 407 (MIDE VE BAGIRSAK HASTALIKLARI)
E200 (VÜCUTTAKI VITAMIN B12′YI YOK EDIYOR)
E250, 251, 320, 321 (KALP HASTALIKLARI, DAMAR SERTLIKLERI VE TIKANIKLIKLARI)
TEHLIKELI KATKILAR
E102, 120, E311, 312 (NÖROLOJIK HASTALIKLAR)
KANSEROJEN KATKILAR
E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214, 215, 216, 217
ÖRNEGIN E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR. E123,110 ABD, INGILTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA, JAPONYA VE DAHA BIR ÇOK ÜLKEDE YASAKLANMISTIR. FAKAT ÜLKEMIZDE
RENKLI DRAJE ÇIKOLATALARDA VE KAYMAKLI BISKÜVILERDE KULLANILMAKTADIR.
EN TEHLIKELI KANSEROJEN KATKI:
E330 ( NE YAZIK KI BIR ÇOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR.)
BAZI HAZIR GIDALARDA TESPIT EDILEN KATKI MADDELERI:
E330 – ÜLKER LÜKS GOFRET, MEYSU (ÖZELLIKLE KAYISI), KNOR DOMATES ÇORBA,TÜM TENEKE KONSERVE VE TURSULAR, 7UP, SCHWEPPES (TÜM
ÜRÜNLERI), JELIBON, TAMEK YAPRAK SARMA, PIYALE HAZIR ÇORBA, OLIPS)
E250 – TÜM SOSIS VE SALAMLARDA E300 – FANTA PORTAKAL, CINOMEL
E320 – ETI PUFY, KNORR ISKEMBE ÇORBA E223 – ÜLKER HAYLAYF, ALBENI
E322 – ÜLKER ÇOKOKREMTÜM KOLALI IÇECEKLERDE KULLANILAN KATKI MADDELERININ TESPITI IÇIN ANALIZ YAPILMASINA IZIN VERILMEMISTIR

Yorumlar size kalmış, bu bir üniversite araştırmasından alınmış ve kamuoyu fazla bilgilendirilmemektedir..

3-) Çay:
a-) Yeşil Çay

Araştırmalar;

Çayın birleşimindeki purinler ilk 2-3 dakikada çözülerek siçak suya geçer, buna purinli çayda denir. veya Japonusulü=Japontarzı çayı=Japon çay’da denir ve 6 dakikadan ihtibaren taninler deme (sıcak suya) geçer ve böylece etki şeklide değişir ve buna Türk usulü veya taninli çayda denir. Almanca tanin karşılığı Gerbstoffdur, yani bu madde ile eskiden tabakhanede deriler tabaklanmıştır. Bu taninin deriyi kurutuğu ve gözenekleriniadeta yağlıboya gibi tıkadığını gösterir.

A-) Koffein faydalıdır, fakat aşırı olarak alınırsa kadınlarda kısırlığa sebep olduğu yapılan araştırmalarla teesbitedilmiştir. İspanyanın Alicante Üniversitesinden Prof. Dr.F. BOLUMAR’ın 3100 kadın üzerinde yaptığı araştırmada günde 500mg Koffeın alanlarda % 40 ‘a varan oranda kısırlığa sebep olduğu tesbitedilmiştir. Bir bardak kahvede 130mg koffein, bir bardak çayda 40mg ve bir kutu kolada 50mg koffein içerir. (NH 9.97.518)

B-) Keşmirde M.A. SİDDİQİ, R. KUMAR, Z. FAZİLİ, B. SPİEGELHALDER ve R. PREUSSMANN’ın kemeler üzerinde çayekstresi ile tedavidenemesi yapmışlar kanserogen ( kanser yapıcı ) olduğunu tesbitetmişlerdir. Çayekstresi hazır lanırken 20g çay 250ml suda 4-5 saat kaynadıktan sonra ekstresi yapılmıştır.(ZP. 4.95.243)

C-) Denemek için uzun süre (1,5ay) yeşilçay içtim ve Agustosayında dahi üşümeye başladım ve bunun üzerine yeşilçayı papatya veya ıhlamurla karıştırarak içmeye devamettim.

Kulanılması;a-) Yeşilçay Japon, Çin, Hint veya İngiliz usulü ( purinli çay) demlenerek (2-3 dakika) icilirse; beyindeki dopamin ve serotonin gibi hormanların üretimini (salgılanması) azaltarak insanın aşırı uyuma, depresyon, konzentrasyonzafiyeti ve dalgınlığa karşı kulanılır. Gökçek İksiri daha etkildir.
b-) Türkusulu (Taninli çay = T-çayı) demlenen çay hangi çay olursa olsun (siyah çay veya yeşil çay) 6 dakikadan fazla demlendiğinden başta; mide;- bağırsaklar;- karaciğer; pankreas ve dalağa zarar verir karında şişkinlik yapar. Mide ve bağırsakmukazasını boyuyarak kurutur ve salğı yapmasını azalır ve sındirim salğılarının kalitesini düşürür. Ayrıca türkler çayı çok şekerli içerken diğer ülkelerde şekersiz veya çok az şekerli çay içilir.

Açıklama; H.D.Back 40 yıllık bir araştırma ve çalışma sonucu Çinliler tarafından inasanın yüz ve diline bakılarak (Antlitzdıagnostik) yapılan tedavi ve teşhiş üzerine birkaç tane kitap yazmıştır. Bende bu kitaba dayanarak yüzlerce insanın dilini kontrol ettim. Bu kontrolüm sırasında Türklerinin hemen hepsinin dillerinin ortasında geniş vez adar hafif veya derin yırtık şeklinde çizikler vardı. Oysa Pakistanlı, Hindistanlı ve Almanların dillerinin ortasında böyle bir yarık veya çizik yoktu. Dilin ortasında bu çizik veya yarıklar kişide Pankreas zafiyeti olduğunu gösteren işaretlerdir. Buda pankreasın yeterince enzimler ( Lipazlar, Amilazlar, Tripsinler vb. ) salglıyamaması veya kalitesiz oldugundan şişkinlik, nefesdarlıgı ve kalpçarpıntısı gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Ayrıca dilin solkenarındaki dişizleri mide ve dalakrahatsızlığı, dilin sağkenarındaki dişizleri karaciğer rahatsızlıklarına işarettir.

İkinci önemli hata ise çayı şekerli içmek. Bir gün iki gün çay şekerli içilebilir, fakat 30-40 yıl çay şekerli içilirse pankreas iflaseder. pankreas şeker nedeni ile sürekli çok insulin üreterek kişide şişmanlık, yağlanma, artroz, şeker, romatizma, siyatik, başağrısı ve migren gibi hastalıklar ortaya çıkar vede bağırsakmantarları ve bakterileri artar ve azar.

Ücüncü önemli problem ise siyah çay ve kahve bağırsakların demir minerallerini absorbe edilmesini engelerler. Böylece zamanla kişide demir eksikliği vede neticede kansızlık ortaya çıkar. Kansızlığın önemli bir sebebide çinko ve c-vitamini yetersizliğidir. Bu nedenle gerektiğinde çinko ve c-vitamini alınmalıdır. ÇiNKO bilinen 300 enzimin oluşmasında anahtar rol oynar, şayet çinko yetersizliği söz konusu ise o zaman bir düzine hastalık ortaya çıkar.

Dördücü olarak sindirim organları normal olarak günde 7-8 litre salğı (Hormonlar, Enzimler, Mideasidi…) üretir ve çay bu salğıların kalitesini düşürür. Türkusulü çay (Taninliçay = T-çay) bu salğıların kalitesini düşürmesi ile sindirim anormalikleri ortaya çıkar. Hücre santralleri olan mitochonrichenler besineri tam olarak yakıp enerjiye çeviremediklerinden aşırı miktarda artık madde (Cüruf) ortaya çıkar ve bu cüruf öncelikle aradokularda ve hürelerarasında yoğunlaşır. Buda hücrelerin şeklini bozulmasına yani sertlşmesine donuklaşmasına ve görevini yapamamalarına neden olur ve neticede astım, allerji, neurodermatoz; baharnezlesi, bağırsak mantarlarına, pişik, romatizma siyatık v.b. hastalıkların ortaza çıkmasına neden olur. Tabiki T-çayı bu hastalıkların oluşmasında tek fakör değildir. Bundan başka çok hızlı yemek yeme, çok yeme ve aşırı hayvansal besinler (et, peynır, yumurta ve bunların mamuleri) yemede ve kimyasal madde çok içeren içecekler ( Cola, Fanta) ve yeyeceklerde (Konserveler) bu zararlı faktörlerdir. T-çayı önce bağırsakları sonra diğer sindirim organlarına, sonra damarlara ve nihayet beyine zarar verirken J-çayı (Japonusulü veya purinliçay zihni açar, konsentraszonu artırır ve hafızayı kuvvetlendirir. Neticede Türkusulü çay zamanla kişide felaketlere sebep olurken Japonusulü çay başarıların anahtarı olur.

Yantesirler;Yeşilçay 1-3 hafta içilirse serinletici 4-6 hafta içilirse üşütücü etki yapar. Bu yantesirinden kurtulmak için ıhlamur, papatya, ardıçkozalağı veya kekikle içilirse ve zevke göre çeşitli oranlarda karıştırılarak içilebilir. Özelikle yazaylarında adaçayı kışaylarında kekikçayı içilmesi daha uygundur. Günlük siyah ve yeşilçay yerine kuşburnuçayı içilmesi daha uygundur çünkü bu çay oldukca çok vitaminler, doymamışyağasitleri, pektin ve mineraller içerir.

B-) Siyah çay:
Araştırmalar; 1-) Siyahçay içmeyi bıraktıktan sonra allerjim ğeçti. Türkusulü hazırlanan çay bağırsakflorasını bozarak hastalıkyapan (patogen) bakterilerin ve mantarların (mikozların) çoğalmasına neden olur ve zamanla kişide allerji, astım, nörodermatoz, (besinallerjisi), baharnezlesi, karınşişkinliği ğibi hastalıklara neden olur.

2-) Siyahçay (Türkusulü çay) ve kahvenin demir, magnesiyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-vitaminyetersizliğine (thiamin) sebep olduğu tesbitedilmiştir.(NH. 11.00.48)

3-) Çok siyahçay (Türkusulü) içildiğinde pankreas, mide, bağırsakler ve karaciğere zarar verdiği tesbitedilmiştir. (PP.144)

4-) J.F. MORTON 1978′de yaptığı araştımalara göre siyahçay içenlerde daha çok yemekborusukanserine yakalandıkları tesbitedilmiştir.(TP.576)

5-) Kalifornyanın Berkely Ünivesitesinde yapılan bir araştırmada siyahçayın vücuttaki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olduğu bunedenle günde 4 bardakçay içenlerin 1500 mg kalsiyum almaları gerktiği belirtilmiştir (NH. 3.00.8)

Açklama;
1-)Dişdoktorum çokmu sigara içiyorsun dedi ve ben hayır sigara içmem deyince ozaman çok çay içiyorsun buda dişleri saratıyor dedi.

2-) 25.06.-08.07.97 ve 05.05.-15.05.98 tarihlerinde Antalyada yaptığım izinlerde boyun, esne, omuzbaşlar, koltukaltları, dizboynu ve dirsekboynunda pişikler oluştu ve kaşıntı yapıyordu. Bunlara karşı çeşitli ilaçlar kulandım fakat faydası geçici oluyodu.Sebebinin siyahçay olduğunu anlayınca çayı bıraktım ve 28.06.-18.08.98′de yaptığım izinde rahatsızlanmadım.

3-) Bir tanıdığım karnının şiştiğinden bahseti ve ben ona çay içmemesini söyledim ve O çay içmeyi bırakınca iyileşi.

Yantesiri;Siyahçay Türkusulü demlenir ve içilirse yıllar sonra bütün organlara zarar verir ve başta astım, alleji, şekerhastalığı, romatizma, siyatik, damarsertliği, şişmanlık, nesefdarlıgı, kalpçarpıntısı, nörodermatoz, bağırsakmantarları, karınşişliği, karaciğer-, pankreas-, mide-, ve bağırsakzafiyetine sebep olur. Bu nedenle kuşburnuçayı içilmelidır, çünkü bu vitaminler ve mineraller içerir vede tadıda güzeldir. Kuşburnu başta C-Vitamini 100 gramda 1,250gr la turuncugilerden 30 kat daha fazla ayrıca E, B1, B2, B3 (Niacin), B6, K, P (Rutin)-Vitaminleri, beta-karotin (provitaminA), mineraller, doymamışyağasitleri (Kuşburnuçekirdekyağında %33 Linolenasit, %43 Linolasit) ve %15-25 Pektin içerir. Bu kuşburnunun en kaliteli bir çay olduğuna işarettir. Geniş bilgi için kuşbununa bak.

3-) Kahve
Araştırmalar;

1-) Prof. Francisco Bolumer ve ekibi Alicante Ünüverstesi İspanya, beş Avrup ülkesinde 3100 Kadın üzerinde yaptıkları araştırma sonucu aşırı kahve içenlerin Hamile olma sanslarını % 40 oranında kaybetiklerini tesbitetmişlerdir. Bir bardak kahve 115-130 mg coffein içerir, günde bir bardak kahve içenlere oranla 5 bardak kahve içenlerde hamilelik tehlikeye düşmektedir yine eski Yogoslavyada yapılan bir araştırmaya göre günde bir bardak kahve içen hamilelerin bebekleri 116 gr daha noksan dogmaktadır. (NH.9.97.518)

2-) Çok kahve kemikerimesine neden olur, fakat özellikle Menopoz devresindeki Bayanlarin az kahve içmesi gerekir, şayet fazla kahve içerseler kemikerimesi olarak bildiğimiz osteoporose yakalanırlar. Coffein ve fenolu bileşikler vücudun kalsiyum almasını azaltır ve zamanla kemiklerin incelerek çabuk kırılabilir bir halle gelebilir. Bir bardak kahvede 115-130mg bir bardak cayda 40mg ve bir bardak cola 50 mg coffein içerir. (NH.12.98.754 ve 10.97.584)

3-) Amarikali Psiloglar kahve ve colanin düzenli şekilde alinmasi (içilmesi) halinde: kişide ellerin terlemesi, huzursuzluk, basağrısı, kalp çarpıtısı, yorgunluk, korku, konsentrasyonzafiyeti ve deprasyon gibi rahatsızlıklara sebeb olduğunu tesbitetmişlerdir. (NH.1.98.7)

4-) Hollandali ilim adamları Wageningen ziraat universitesinde yaptıkları araştırma sonucu cafestrol ve kahveolun kolestrolu yukseltiğini tespitetmişlerdir.(ZP.3.96.140)

5.) Almanyada yıllarca görülmeyen sıcak bir Temmuz (1992) günü Stuttgarta bir tanıdığın arabası ile giderken üste güneşin sıcaklığı altta arabanın soğuk havası nedeni ile hem başağrısı hemde ishale yakalandim. Stuttgartdaki ev sahibi kahvelerinizi nasıl içersiniz diye sorunca ben şayet varıse birde limon rica edeyim dedim ve kahveyi limonla içtim ve aradan 10-15 dakika geçdikten sonra herhangi bir sıkıntım kalmadi. Bu metodu çok kişide başarı ile denedim.

6-) Siyah çay ve kahvenin demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliğine sebep oldugu tesbitedilmiştir. Bilindiği gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliği çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemikerimesi, kaskrampları, derihastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir. (NH. 11.00.48)

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalara göre faydası yok, fakat zararı çoktur.
b-) Kahve günde bir veya iki fincan içildiğinde yorğunluğu önler, insana sinirsel ve fiziksel güç kazandırır, fakat genellikle önceleri günde 1-2 fincan yeterli gelirken sonraları kişi sürekli fazla kahve içmeye başlar, buda başda düzensiz kalp atışları, kısa huzursuz uyuma, uyku kalitesinin düşmesine sebep olur.

Açıklama: Kahve kalpatışlarını artırır ve hızlandırır , ayrıca aşırı idrar atılmasını sağlar. Kahvenin kavrulması ile elde edilen kahvekömürü mide ve bağır sakrahatsızlıkları, zehirlenmeler ve şişkinliğe karşı kulanılır. Şayet bir kişi zehirlenmişse ona kahve kömürü (coffeae carbo) tableti veya tozu içirilir. Kahvenin birleşimindeki coffein chrogenasitle birleşik vaziyettedir ve midede hemen ayrılır, bunedenle midesi hasas olanlar kahve özeliklede neskafe diye bilinen granürlü kahve (Avrupada işlenen kahveler) mideye zarar verir.

Çünkü chlorogenasit mide mukozasını (midenin içderisi) tahrişeder ve aşırı mideasidi üretilmesine sebep olur. Vücudun başta deri hücrelerinin UV-Işınları ile zedelenmesi sonucu, buralari tamir için harekete gecen enzimleri coffein durdurur, yani vücudun kendi kendini yenilemesini engeller. Az içildiğinde başağrısı ve migrene (nane- ve okaliptusyağı daha etkilidir) karşı iyi gelen kahve, çok miktarda içilmesi halinde damarlarin genişlemesine vede buna bağlı olarak kalbin hızlı çalısmasına sebep olur.

Neticede beyin yeterince oksijen alamadığından kişi daha çok başağrısı ve migren rahatsızlığı çekmeye başlar vede kalbin hızlı çalısması tansiyonunuda yükselmesine neden olur. Gençlerin kahve içmemeleri tavsiye edilmektedir, zira kahve cinsel oraganların gelişmesine vede aşırı içenlerde cinsel isteksizliğe neden olur. Ben kahve yerine kuşburnu, elma veya linonçayını (limonkabuğu ile içilirse daha etkilidir) tavsiye ederim, birçok faydasi vardir vede hiçbir yantesiri yoktur.

Yantesiri: Yantesirleri oldukca çoktur, şayet günde 2 Bardakdan fazla ve uzun süre içilirseki bunların başında; titreme, kalpçarpıntısı, uyuyamama, başın ateş gibi yanması , basağrısı, migren, depresyon, korku gibi rahatsızlıklar gelir. Hamkahvede bulunan Küfmanatarı (ochra toxin A), Kahve kurutuluriken tamamen yok edilmediğinde bağırsaklara yerleşerek zehir (Aflotoksin) üretir buda başta böbrek kanserine gözbebeği bozukluklarına sebep olur. Ben şahsen limon, çörek, kuşburnu veya elmaçayını tavsiye ederim.

4-) Bira: Şerbetci otu içerir ve bu bitkide erkeklerdeki östrojen hormonunu yükselterek kadınlaştırır vede kısırlaştırır.
Araştırmalar:
Günümüze kadar şerbetciotu kozalakekstresi ile sade olarak veya kombine olarak deneyler yapılmıştır. Bu deneylerden sade olarak yapılanlarda bitkinin uykuverici değil ama hormon gibi etki ettiği görülmüştür. Buna rağmen neden ise şerbetciotu kozalakekstresinin uyku verici özeliğinden sürekli bahsedilmiştir. Birleşimindeki kediotkökü, oğulotu ve şerbetciotu kozalakekstresi olan drajelerle tedavidenemeleri yapılmıştır. Bu tedavi denemelerinde uyku rahatsızlıklarının iyileştiği tesbitedilmiştir, fakat burda asıl etkili olan kediotkökü ve oğulotudur. Şerbetciotu kozalağı ile sade olarak yapılan araştırmalarda böyle bir etkiye sahip olmadığı belgelenmiştir.
1-)Berlin Hürriyet Universitesi (Freie Universität) tarafindan 1982 de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde Şerbetciot kozalağından eldeedilen ilaçlardan sedatif (uyku verici) özeliğinin olmadığı görülmüştür.
2-) Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda şerbetciot kozalağı preparatlarının sedatif etkiye sahip olmadığı, fakat kadınlık hormonu östrogen gibi etki ettiği tesbitedilmiştir. (H.H.B.5.454)
3-) Şerbetciot kozalağından eldeedilen kapsülün kadınların göğsünü (Memesini) büyütüğü tesbitedilmiştir. (Erdik Kapseln)
4-) Biranın özelikle siyah biranın Nitrosaminler içerdiği ve bununda Kansere neden olduğu tesbitedilmiştir. (LP.83)

Tesirşekli: hafif uykuverici, iştah acıcı, teskin edici ve hazım ettirici özeliklere sahiptir.

Kulanılması:
a-) Araştıma sonuclarına göre uyku verici özeliğinin olmadiği fakat dişilik hormonu östrojen gibi etki ettiği tesbitedilmiştir. Uzun süre şerbetciotu kozolakstresinden eldeedillen kapsül alınırsa göğüsleri (Memeyi) büyütür. Kansere sebep olan Nitrasaminleri birada olduğu gibi uzun süre bira içenlerin Kanser olabileceğini Prof.Dr.R.F.Weiß tesbitedilmiştir. (Weiß. 83)
b-) Komisyon E Uyku rahatsızlıkları, korku ve içhuzursuzluğuna karşı etkili olduğunu iddia etmiştir, fakat araştırma sonucları şerbetciotu kozalak prepararlarının (-ilaçlarının) böyle bir etkisinin olmadığını göstermiştir.
c-) Halk arasında uykurahatsızlıklarına, iştahsızlık ve adet rahatsızlıklarına karşı kulanımıştır.

Aciklama:
1-) Şerbetciotu kozalağının depolanması ile çok az oranda eteryağı ortaya çıkmaktadır ve buda genelikle oksitlenerek 2-Metil-3-buten-2-ol?a dönüşmektedir. Yapılan araştırmalarda uyku verici özeliğin olmadığı görülmüştür.
2-) Şerbetciot kozalağının 100 gramında 30.000-300.000 IE oranında östrogen içermekte, buda kadınlardaki hormonları baskı altına aldığından kadınlarda adet bozukluğuna neden olmaktadır. Erkeklerde ise erkeklik hormonu androgeninin azalmasına veya yok olmasına neden olduğu, böylece erkeklerin zamanla cinsel arzuları azalmakta ve nihayet ikdidarsızlığa neden olmaktadır (Prof.Dr.Weiß). İşte bu nedenle Almanyada erkeklerde büyük oranda cinsel yetersizlik ve ikdidarsızlığa, kadınları ise aşırı şehveti olmaktadır, çünkü biranın içinde yüksek oranda şerbetciotu mevcuttur. Almanlarda bilindiği gibi dünyada en çok bira içen milletlerden biridir ve her yıl evlenen çiftlerden %50?si bir yıl içinde boşanmaktadır.

Yantesiri: Şerbetciotu uzun süre kulanıldığında erkeklerde erkeklik hormonu androgenin azalmasına neden olarak, erkeklerin cinselgüçünü düşürür. Şerbetciot kozalağı toplayan kadınlarda hormon bozuklukları ortaya çıkar ve adetlerinde düzensizlikler olur. Ayrıca kusma, ateş, terleme, nefesdarlığı (dyspnea), kalpatışlarında yavaşlama (bradycadia) ve allerjiye sebep olabilir. Bu nedenle Şerbetciot kozalağı yerine yantesiri olmaya ve daha tesirli olan kediotkökü, oğulotyaprağı, çarkıfelekotu ve lavanta çiçeği kulanılması daha uygundur. Bazılarının inandığı gibi biranın böbrek taşlarını düşürdüğü vb. gibi iddialar tamammen asılsız iddialardır, ayrıca Prof.Dr.Weiße göre biranın içerdiği Nitrosaminler uzun vadede Kansere dahi sebep olabilmektedir. Bu nedenle böbrektaşları, kumları veya mesanekum ve taşlarına karşı altınbaşakotu ve diğerleri kulanılmalıdır. Şerbetciotu kozalakekstresinden yapılan kapsülü gögüsü (Memeleri) büyütüğü tesbitedilmiştir ve yantesiri uzun süre bira içen erkeklerinde göğüsü büyüyebilir. Uykurahatsızlıklarına karşı oğulotu, kediotukökü, çarkıfelekotu ve lavanta çiçeği gibi bitkilerin kulanılması daha uygundur.

5-) Alkolizm:
Alkolizm insanların bağımlı olduğu en tehlikeli hastalıklardan biridir. Almanyada 2,5 milyon insan alkolik olup, yılda ortalama 40 bin kişi alkolden ölmektedir. Alkolün sebep olduğu hastalıkların haricinde alkolik insanların sebep olduğu trafik kazaları ve kavgalar sebebiyle ortaya çıkan ölümleride sayarsak o zaman alkolün ne kadar tehlikeli olduğu daha iyi anlaşılır. Ayrıca alkolik olan bir bayanın hamile kalması ve doğum yapmasıda bebeğin bedeben ve ruhen özürlü olmasına neden olur. Sigara ve yanlış beslenmeden sonra en yaygın ve tehlikeli bağımlılıktır.

Alkole genelikle günlük yaşamdaki problemelri aşmakta zorlanan insanlar başvurmakta ve alkolle problemlerini geçici bir süre içinde olsa unutmak için kulanılmaktadır. Oysa alkolle hiçbir problem çözülmediği gibi, bu zamanla alkol bağımlılığına sebep olur ve kişi günbe gün kötü duruma düşer. Alkol nedeniyle insanlar çalışamamakta ve işlerinden olmaktadırlar. Almanyada işten çıkan insanların % 20?si alkol nedeniyledir. Alkol ailelerin boşanarak parçalanma, geçimsizlik, kavga, tecavüz vb, sosyal problemlerin yanında milyarlarca dolarlık iş kayıbı ve zararlara neden olmaktadır.

Alkolizmin belirtileri:
Şayet kişide aşağıdaki faktörlerden en az üçü görülürse, o zaman kişinin alkolik olduğu anlaşılır.
1-) Mecbur hissetme: Kişinin kendini alkol içmeye mecbur hissetmesi
2-) Konturolu kaybetme: Alkol içerken ölçüyü kaçırıp kendini konturol edememe
3-) Alkolü bırakınca rahatsızlanma: Alkol almayı azaltınca veya bırakınca bir takım rahatsızlıklar görülüyorsa
4-) Zamansız alkol içme: Çalışırken veya vasıta sürerken veya sürmeden önce alkol alma
5-) Rizikolarını bilmesine ragmen içme: Alkol içince işyeri veya ailevi problemlerin olacağını bilmesine ragemen içmeye devam etme
6-) Sağlığını tehtit ettiğini bildiği halde içme: Doktorunun yasaklamasına ragmen içmeye devam etme
7-) İhmalkar olma: Önceden yaptığı işleri (hobi) umursamama
8-) Alışkanlık yapma: Kişinin kendini sürekli daha önce içtiğinden daha fazlasını içmek zorunda hissetmesi

Alkolün dozajı kişiden kişiye göre değişir, arada bir içenlerde etkisi daha büyük olur,fakat sürekli içenlerde tahribat bütün organlarda yavaş yavaş olur.
1-) 0,5-1 promil
a-) Arada bir içenlerde: Haz duygusu, konturolsüz davranma, yönünü tayinde zorlanma,
b-) Alkoliklerde: Herhangi bir etki göstermez
2-) 1-2 promil
a-) Arada bi içenlerde: Bulantı, uyuşukluk, uyuklama, vücut hareketlerini konturol edememe (ataksi)
b-) Alkoliklerde: Haz verici, yön tayininde zorlanma
3-) 2-3 promil
a-) Arada bir içenlerde: Kusma, uyuklama, konuşma zorlukları
b-) Alkoliklerde: Duygusallaşma, hareket edemeyip uyuşma
4-) 3-4 promil
a-) Arada bir içenlerde: Koma
b-) Alkolikler: Uyuklama
5-) 4-5 promil
a-) Arada bir içenlerde: Ölüm
b-) Alkoliklerde: Koma, uyuşukluk

Alkole bağımlılığın Jellineck?e göre derecelendirilmesi:
Jellineck alkol kulanmayı 5 katagoriye ayırmıştır.
1-) Alfa-Alkolikler: Problem ve hafifleme alkolikleri: Bu gruptakiler alkol içerler, fakat konturolü kaybetmezler
2-) Beta-Alkolikler: Fırsat buldukca içen: Çevreye uyum sağlamak için içenler
3-) Gama-Alkolikler: Bu gruptaki alkolikler psikolijik ve bedenen alkole bağımlı olma ve alkol içerek konturolden çıkarlar.
4-) Delta-Alkolikler: Tam bağımlı alkolikler: Bu gruptakiler çok ağır psikolojik ve fiziki bağımlılıkları vardır. Bu gruptakiler hergün düzenli alkol içmek zorundadırlar ve bu gruptakilerin alkolü bırakmaları hemen hemen imkansızdır.
5-) Epsilon-Alkolikler: Dönem Alkolikleri: Bu gruptakiler, dönem dönem alkol içerler ve bu alkol içme haftalarca ve aylarca sürebilir ve kendini konturol edemez.

Alkolün etkileri
Alkol içerek alkol bağımlılığına yakalananlar, yani alkolikler bir çok psikolojik ve fiziki rahatsızlıklar ortaya çıkar ve bunların başında
1-) Hepatit, karaciğer yağlanması, sertleşmesi, siroz
2-) Polinöropati: Alkolün sebep olduğu sinirsel tahribat ve psikolojik rahqatsızlıklar
3-) Beyin ve sinir hücrelerini tahribatı nedeniyle, beyin zamanla küçülür, hipofiz gudesi görevini yapamıyarak kişide dolaylı olarak ikdidarsızlığa sebep olur.
4-) Damarların yağlanarak sertleşmesi (arteriskleroz)
5-) Mide-, pankreas-, yemek borusu-, karaciğer-, ve gırtlak kanserine sebep olur.
6-) Kalp kasları hastalıkları (kardiomiyopati), kalp ritim bozuklukları, (aritmi) ve yüksek tansiyon
7-) Psikolojik etkenleri nedeniyele alkolikler kendilerini konturol edemezler evde ve işyerinde huzursuzluklara sebep olur ve herşeyinide kaybedebilir.

RSS feed | Trackback URI

Yorumlar »

Henüz yorum yapılmamış.

İsim
E-posta
URI
Yorumunuz (smaller size | larger size)
You may use <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong> in your comment.

Trackback responses to this post


Sağlık Siteleri Buluşma Noktası - www.saglik-siteleri.com

|Bitkisel Tedavi | Doğal Tedavi | Alternatif Tıp |